<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?><!-- generator="wordpress/1.5.1-alpha" -->
<rss version="0.92">
<channel>
	<title>nikita</title>
	<link>http://nikita.blogsome.com</link>
	<description>expost ant ville</description>
	<lastBuildDate>Thu, 14 Jul 2005 09:41:50 +0000</lastBuildDate>
	<docs>http://backend.userland.com/rss092</docs>
	<language>en</language>

	<item>
		<title></title>
		<description>	geçenlerde minibüste bizim sitede oturan beni tanıyan ama benim tanımadığım bi adam oturdu yanıma. laf lafı açtı (aslında lafı açan da kapayan da oydu), aile fertlerinin her birinden nerelerde okuduklarından falan bahsetti. tabii tüm bu konuşma esnasında ben daha çok boş gözlerle dinleyen duvar misali&#8230; neyse, işte üniversiteyi yeni kazanan ...</description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2005/06/08/35/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	resmi olmasa da pratikte züper futbol ligimiz nihayet neticelendi. 5-10 haftadır ha oldu ha olacak resmi olmasa da pratikte züper futbol ligimiz nihayet neticelendi. 5-10 haftadır ha oldu ha olacak derken fener ancak sondan bir önceki maçta takabildi beline gümüş kemeri. klişe tabirle ezeli ve ebedi hasmı gs&#8217;yi yenerek. anlamlı. ...</description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2005/05/22/34/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	istanbul&#8217;da trafik kadar iğrenç bir şey var mıdır diye düşünüyorum da, sanırım hiçbirşey bu payeye mazhar olamaz; hatta yaklaşamaz bile. yaz kış ayrı dertleri var. saatler boş yere etrafındakilere abanarak geçer. istanbul ulaşımının tek vahası ise vapurlar&#8230; romantik takılıp martı-simit ikilisine değinmeyeyim. ama şehrin kaosundan sıyrılıp da şöyle 15-20 dakika ...</description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2005/05/17/30/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	LES enteresan bir imtihan; öss gibi ama aslında epeyi farklı. sanırım eğlenceli olarak tanımlamak daha doğru. tabii bu hissin oluşumunda sınava girerken stresten arınmış olmanın da payı var. sayısal kısmındaki sorular herhangi bir gazetenin pazar günkü bulmaca eklerine benziyor. sabah erkenden kalkıp mutfak masasında bulmaca çözmeye başlamış gibi oldum soruları ...</description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2005/05/15/29/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	giderek daha fazla &#8220;light&#8221; bir fenerli oluyorum. ya da pek muteber bi tabir olan salt futbolseverliğe doğru ilerliyorum. taraftarlık hissiyatım son yıllarda hayli zayıfladı, aslında çok da kuvvetli değildi ya. mazide bir de takım değiştirme durumunun olduğunu düşünürsek. kimilerine göre kara bir leke, oysaki yanlış sapılmış yoldan dönüş diye de ...</description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2005/05/14/28/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	çeşitli ingiltere gazeteleri ingiliz insancıklarına sormuşlar; &#8220;sizce nüfusun yüzde kaçı göçmenlerden oluşmaktadır?&#8221; deyu&#8230; önümdeki şekile göre (tam sayısı yazmıyor zira) gazete okurlarının ortalaması %21 imiş. hatta bu rakam daily star, the sun, daily mirror gibi gazete okurlarına göre %25&#8242;e ulaşıyor. evet, halbuki gerçek rakam yine önümdeki şekle göre %6 falan. ...</description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2005/05/02/31/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	bildi&#287;iniz en önemli deniz kazas&#305; nedir diye sorsalar büyük olas&#305;l&#305;kla cevab&#305;n&#305;z titanic olur, ya da bilemedin lusitania&#8230; amerika&#8217;n&#305;n pek çok olay&#305; dünya genelinde bilinir k&#305;lma ve dramatikle&#351;tirme yetisi malum. neyse, asl&#305;nda bilinen en büyük deniz facias&#305; wilhelm gustloff adl&#305; alman gemisinin 1945 y&#305;l&#305;nda balt&#305;k denizinde dibi boylamas&#305;. hayli önemli bir ...</description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2005/04/21/32/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	istanbul film festivali&#8217;nin 24.sü de nihayete erdi. kafas&#305; kesilmi&#351; tavuklar gibi sa&#287;a sola her buldu&#287;umu filme gitmedim, ya da gidemedim diyeyim. i&#351;in ekonomi politi&#287;i var zira&#8230; az biraz göz karar&#305;, hafif tavsiyeler neticesinde 5 tane film izledim neticede. bu sefer bariz bir kuzey amerika-almanya düeti sahne ald&#305;, geçen seneye k&#305;yasla. ...</description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2005/04/18/33/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	sinemalarda son seanslarda öğrenci indirimi uygulamasının işlemiyor olmasının arkasındaki mantığı hala çözebilmiş değilim; aslını söylemek gerekirse çok da dertlenmedim bu konu üzerinde&#8230;
yine de çok seyrek de olsa tercih edilebilecek son seanslarda insanın cebinden normal şartlarda ödenecek meblağdan 3 milyon fazlasının çıkıyor olması da hoş değil. sinema &#8220;kompleksi&#8221; yönetimleri devletin de ...</description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2004/09/16/133/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	bu aralara işler hayli kesat; 2 hafta kadar daha dükkan kapalı kalacak

 </description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2004/08/30/132/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	newsweek&#8217;in iki hafta önceki sayısında ekonomi ve nörolojinin birlikte ele alındığı (nöroekonomi adı veriliyor) güzel bir makale vardı. özetlemek gerekirse; normal şartlar altında insanların içerisinde paranın yer aldığı işlemlerde rasyonel olmaları beklenirken, yapılan araştırmalar ve deneyler neticesinde durumun umulduğumu gibi olmadığı ortaya çıkmış. insanlar karar verme safhasında duyguların ön plana ...</description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2004/08/17/131/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	şu sıralar &#8220;kamusal alan&#8221; terimi etrafında epeyi bir curcuna koparıldı; bu alan tam olarak nereleri kapsar, eğer böyle bir alandan söz edilecek ise buraya kimler dahil olabilir, olamaz vs&#8230; hatta yök başkanı teziç, polisin kimlik kontrölü yapabileceği her yerin &#8220;kamusal alan&#8221; olacağı şeklinde beyanat bile vermiş.
	hafiften dozajı kaçırmış sanki; çoğu ...</description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2004/08/10/130/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	malum &#8220;fahrenheit 9/11&#8243; m.moore&#8217;un son belgeseli; her zamanki gibi yapımın asıl hedefi, bush ve şurekasının amerika&#8217;nın ve dünyanın başına musallat ettiği ırak&#8217;ı &#8220;özgürleştirme&#8221; operasyonu&#8230;
	belgeselin ilk yarısında moore&#8217;un son çıkan kitabı &#8220;ahbap memleketim nerede?&#8221;de de detaylı olarak ele alınan bin ladin ve bush ailesi arasındaki ta 70lere kadar uzanan ilişkiler ağı ...</description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2004/08/04/129/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	arabayı gölgelik bir yere çekip klimayı da açtıktan sonra serinliğin koynuna dalmak istiyorum. normal dönemlerin tatlı tembelliğinin ceremesini hararetli okul yolculuklarıyla ödüyorum bu aralar.
	zamanında doğru laf etmişler; &#8220;bugünün işini yarına bırakma, özellikle yaz aylarına&#8221; diyerekten&#8230;

 </description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2004/07/28/128/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	yaza girince kitap okumak için hayli vaktim oluyor. normal zamanların harala gürelesi içinde fırsat bulup da okuyamadıklarımı aradan çıkarıveriyorum şu sıralar.
satın alalı neredeyse 1 yıl olmasında rağmen bi türlü başlayamadığım &#8220;modern çağda savaş sanatı 1815-2000&#8243;, daha evvel (yaklaşık bir sene önce) okuduğum &#8220;top, tüfek ve süngü&#8221;nün devamı. ilk kitap gibi ...</description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2004/07/17/127/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	mor ve ötesi&#8217;nin son cd&#8217;sini aldım, oldukça hoşuma gitti. medyada hayli yer almasından dolayı ister istemez isimlerine iyice aşina olmuştum, daha evvel dinleme fırsatım da olmamıştı. müzikle fazla haşır neşir değilim(zaten siteye &#8220;müzik&#8221; başlığı altında yazdıklarımın sayısından da anlaşılıyor), ama şarkıların müzikal kalitesini ortalamanın üzerinde buldum.
	bazı albümlerde şarkıların tarzları, melodiler ...</description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2004/07/14/126/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	daha evvel yaptigim şile gezisi&#8217;nden sonra eksik parçayi ağva&#8217;yla tamamladim. bu sefer mevsim yaz olunca denize girme imkanı da buldum. aslında &#8220;dalgalarla boğuştum&#8221; desem daha doğru olur; hava hayli sıcak olmasına rağmen karadeniz kendi klasiğini sahneledi&#8230;
	ağva, şile&#8217;ye nazaran daha küçük bir yer. ayrıca ulaşım da daha meşakkatli. şile&#8217;ye kadar düzeltilen ...</description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2004/07/12/125/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	insanin kendi memleketinde bile doya doya dolasabilmesi için herbiryere para bayilmasi lazim anlasilan&#8230; yazin sicaginda kültürel-tarihi bir aktiviteye girip dolmabahçe sarayi&#8217;ni dolastim. pöfür pöfür esen rüzgar esliginde sarayin bahçesi sicaklara deva olacak cinsten.
	yalniz hani ögrenci olmasak kapidan söyle bi göz atip geri dönmek isten bile degil. &#8220;normal&#8221; ahali sarayin her ...</description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2004/07/08/124/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	&#8220;ajax: hollandalilar ve savaş&#8221; simon kuper&#8217;in son kitabi. kendisini türkiye&#8217;de de hayli popüler olan &#8220;futbol asla sadece futbol degildir&#8221;den hatirliyoruz. daha evvel burada tanitimini yapmistim.
kuper&#8217;in son kitabi her ne kadar okumaya baslamadan evvel sadece ajax ve hollandalilar hakkindaymis izlenimini uyandirsa da isin asli öyle degil. kitapta on küsür bölüm var ...</description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2004/06/22/123/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	nato toplantisinin neden bu kadar büyütüldügünü anlayamiyorum. bir kaç haftadir devlet erkani bir güvenlik &#8220;paranoyasi&#8221; içine girmis, uçani kaçani kontrol etmeye çalisiyorlar.
bugün haberlerde duyduguma göre, zirve sirasinda 2 gün boyunca bogaz da gemi trafigine kapali olacakmis. ayrica &#8220;nato vadisi&#8221; diye tabir edilen alanin havasi sahasi da&#8230; olayi bu kadar abartacaklarini ...</description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2004/06/10/122/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	&#8220;zevkler ve renkler tartisilmaz&#8221; lafini zamaninda kim literatürümüze kazandirmissa halt etmissin diyorum buradan kendisine&#8230; pekala tartisilir, hatta tartisilmalidir.
&#8220;herkes yapmak istedigi seylerde özgürdür.&#8221; lafi iyi güzel de; misal sinemanin lobisi mi derler artik neyse o ortalik mekanda beklerken &#8220;princess&#038;me&#8221; adli &#8220;pembe&#8221; filme giden kisi sayisinin &#8220;21 grams&#8221;a gidenlerden fazla oldugunu görmek ...</description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2004/06/01/121/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	michael moore&#8217;u popüler kilan en önemli özellik, diger pek çok muhalif kisilikten farkli olarak elestirelerini sert ve belli kaliplar içinde degil de daha çok mizahi ön plana çikararak yapmasi&#8230; bilhassa bush ve sürekasi hakkinda yazilari okunmaya deger. moore&#8217;un yeni kitabı &#8220;ahbap memleketim nerede?&#8221; ise yakin zamanda kitapçilarda yerini aldi; oldukça ...</description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2004/05/26/120/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	uzun zamandir merakla bekledigim troy&#8217;u dün izledim. daha iyi bir çikacagini umuyordum. en azindan &#8220;gladyatör&#8221; tadini birakmadi&#8230; maddeler halinde açiklarsam;
	1)oyunculuga lafim yok; hepsi gayet basariliydi. tabii aralarinda en iyileri hektor&#8217;daki eric bana&#8217;ydi.
2)bu tarz filmlerde mühim bilesenlerden biri de müziktir. epik ya da duygusal sahnelerde seçilecek müzik filmin begeni düzeyini oldukça ...</description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2004/05/21/119/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	bugün radikal&#8217;te haluk sahin&#8217;in enteresan bir yazisi vardi, troyalilar ve türkler hususunda&#8230; tarihin çesitli zaman kesitlerinden alinmis, türklerle troyalilar arasindaki iliskiye isik tutan ilginç anektodlar bulunuyor. örnegin; fatih sultan mehmed&#8217;in papa 2.pius&#8217;a yazdigi mektupta yer alan &#8220;italyanlarla ayni kökten oldugumuz ve onlar gibi hektor&#8217;un öcünü almak hakkimiz olduğu halde, italyanlarin ...</description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2004/05/16/118/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	dün aksam kanallar arasinda dolasirken eurovision&#8217;un son kismina rastladim. seyredecek baska birsey de olmayinca izledim, milletin büyüttügü kadar var mi diye de incelemek adina&#8230; genel anlamiyla diger eurovision yarismalarinda oldugu gibi çogu sarki berbat ve geçmisin kopyasiydi. özellikle &#8220;kardes&#8221; ülke bosna-hersek&#8217;in performansi(!) akillara ziyandi. zaten elemeleri geçip finale kalabilmesi de ...</description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2004/05/13/117/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	amerikan ve ingiliz askerlerinin irakli esirlere uygulamis olduklari kötü muamele ve iskenceyi gözler önüne seren resimlerden sonra güzel memleketimin güzel medyasi galeyana geliverdi hiç düsünmeden, insanlik söylemleri tutturuverdi kendini sorgulamadan&#8230; elin gavuruna bu kadar tepki verebilirken, kendi insanlarina yapilan iskencelere neden bu kadar duyarsizlar acaba?
neredeyse hergün gazetelerde ya da tv&#8217;lerde ...</description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2004/05/05/115/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	cnn türk&#8217;te &#8220;basin tribünü&#8221; programini rastgeldikçe izliyorum, özellikle yigiter ulug ve mehmet demirkol&#8217;un tespitleri güzel. yalniz masadaki üçüncü sahis ismet berkan&#8217;in kendine nasil orada yer bulabildigini merak ediyorum. &#8220;öggg, eeee, himmm&#8221; diyip duruyor noktalama isaretlerinin yerine&#8230; radikal&#8217;in genel yayin yönetmeni olmanin verdigi forsla kenara sigismis olsa gerek.

 </description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2004/04/30/116/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	imtihanlardan sonra yapilacak en güzel sey bol bol film izlemektir sanirim. istanbul film festivali de bu araya iyi denk geldi, 4 tane film izlemeye firsat bulabildim. biraz rastgele seçilmis olsalar da herbirinin kendine göre güzel taraflari vardi, hatta içlerinden biri jüri özel ödülünü de kazandi.
dördünü begenilme sirasina sokaraktan yazayim;
	-profesyonel(profesionalac). jüri ...</description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2004/04/25/114/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	ben maçlara gitme konusa ilgi göstermeye baslamadan evvel fener nasil oynuyordu bilemiyorum ama izledigim son üç maçta hayli berbat bi oyun sergiliyor. bugünkü samsun maçi misal&#8230; simdi isin içinden &#8220;stres altindaydik&#8221; gibi beyanatlarla kurtulmaya çalisacaklar ama sanki durum o kadar da basit görünmüyor. gol kaçirmalar ya da basit pas hatalari ...</description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2004/04/18/113/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	baharin geldigini, yazin yaklasmak üzere oldugunu hatirlatan seylerden biri vizeler ise, digeri de meydanlari istila etmeye baslayan yasli amcalar olsa gerek&#8230; bilimum meydanda (en çok kullandiklarim üsküdar ve taksim) gün boyunca rahat rahat oturup, geyik yapmak&#8230; asil merak ettigim, söz gelimi taksim meydanina o kadar yasli amcanin nasil ulastigi. mesela ...</description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2004/04/12/112/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	bir seçim daha geride kaldi ve ben yine geçmis zamani yadettim. tipki her yeni bayramda yaptigim gibi&#8230; sanki bayramlar ve seçimler degisen zamana ayak uyduramiyor da bilindik tatlarindan uzaklasiveriyor. evvelki seçimlerde aksamdan tv basina geçip uykum gelene kadar renkli tablolari, inen çikan grafikleri pek bir merakla seyrederdim. simdilerde (teknoloji sagolsun) ...</description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2004/03/29/111/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	futbolu ilgiyle takip etmeme neden olan unsurlardan birisi de (sporun asil aksiyonunun yaninda) kendine ait enteresan ritüelleri&#8230; bunlarin içinde en ilgime mazhar olani &#8220;tükürme&#8221; ve &#8220;sümkürme&#8221;. igrençligimden degil de daha çok bu iki faaliyetin icra edilmesindeki kendime göre zor buldugum unsurlar ilginç geliyor bana. bilhassa &#8220;sümkürme&#8221;&#8230;
fizyolojik olarak gerçeklestirilmesi hayli zor ...</description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2004/03/24/110/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	ayda yilda bir maça gideyim dedim, ugursuzlugumdan olsa gerek gençler&#8217;e bi güzel maglup olduk. ama hayli kaliteli bi maçti; aslinda stada gidip seyrettigim tüm maçlar kaliteli geliyor bana ya neyse. insanlarin olusturdugu atmosferden, mekanin güzelligine kapilmamdan sanirim. fener stadi&#8217;nin yeni halini de ilk kez gördüm; &#8220;avrupai olmus&#8221; diyemeyecegim hiç bi ...</description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2004/03/18/109/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	ntvmsnbc&#8217;de yeralan habere göre &#8220;vosvos&#8221; efsanesi kitap haline getirilmis; &#8220;Vosvos 1931-2003 Bir Kaplumbağa Yolculuğu&#8221;&#8230; internette arastirirken vosvoslarla ilgili yazilmis baska bir kitaba daha rastladim; elmira elgezdi&#8217;nin hazirladigi &#8220;Vosvos Efsanesi&#8221;.
	90 yilina kadar babamin da bir vosvos&#8217;u vardi, bal rengi&#8230; sattigi zaman simdiki yasimda olsaydim mani olurdum sanirim. arabalara olan asiri düskünlügümden ...</description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2004/03/17/108/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	- abi, ortaköy&#8217;den geçer mi?
+ hayir.
- niye?
	aksamin bir vakti taksim-sariyer otobüsünde(levent&#8217;ten giden hat) geçen hos bir diyalog. kafa iyiydi belki de ya da yorgundu, ondan sordu eleman&#8230;

 </description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2004/03/10/107/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	&#8220;noi albinoi&#8221; karli bir istanbul gününe uyan karla kapli, sessiz, beyaz ve sarsici bir yapit&#8230; 17 yasindaki izlandali bir gencin, fyordun yanina kurulmus kasabasindaki duragan hayatini konu alan bir film. zaman zaman etkili mizah anlayisina sahip, final sahnesiyle de hayli hüzün verici&#8230; kendimi filmin kahramani genç &#8220;noi&#8221;yle beraber yasadigi mekanin ...</description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2004/03/06/106/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	belediye seçimlerine az bir zaman kala adaylar memleketin herbir kösesinde reklamlarini yapmaya basladi. reklamlarda en eglendigim kisim &#8220;adaylarimizin&#8221; verdikleri enteresan pozlar. bu senenin modasi sivanmis gömlek kollari(icraata yatkinligi simgeliyor olsa gerek) ve bir de futbolcuvari seyirciye(seçmene) kol sallama(el isaretleri &#8220;out&#8221; anlasilan, kolun ön planda oldugu pozlar hayli ragbet görüyor)hareketleri&#8230; seçilmek ...</description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2004/03/03/105/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	knick knack,finding nemo ile popularitesini daha da artıran pixar&#8217;in 1989 yapimi animasyonu&#8230; sinemalarda nemo&#8217;dan önce gösteriliyormus; filmi divx&#8217;ten izledigim için haberim yoktu. nemo hakkinda bilgi toplarken rastgeldim. 1980li yillar göz önüne alindiginda oldukça basarili oldugunu söyleyebilirim. yalniz biraz kisa, üç buçuk dakika kadar. kazaa&#8217;da bulabilirsiniz. deginmeden de geçmeyeyim, &#8220;finding nemo&#8221;yu ...</description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2004/02/23/104/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	geçen gün man on the moon&#8217;u izledim, oldukça güzeldi. yalnız filmden daha güzel olan filme de ismini veren REM&#8217;in andy kaufman için yaptigi &#8220;man on the moon&#8221; parçasi&#8230; müthis etkileyici bir sarki. bi yerlerden tedarik edilip dinlenmesini hararetle tavsiye ediyorum.
 </description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2004/02/19/103/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	insan yariyil tatilinde olunca film seyretmeye bolca vakit ayirabiliyor. son seyrettiklerim elveda lenin ve son samuray&#8230;
&#8220;elveda lenin&#8221;i seyreden kime rastladiysam hepsi bi sekilde &#8220;amelie&#8221;ye benzettiklerini söyledi; bu konuda bi fikrim yok ne yazikki. sanirim &#8220;amelie&#8221;yi seyretmeyen ender azinlik içerisindeyim   berlin duvarinin yikilisi sonrasinde degisen kosullarin insanlarin üzerindeki etkilerini ...</description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2004/02/14/102/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	geçenlerde karfur&#8217;a alisverise gittigimde aklima geldi; kasalarin yaninda lüzumsuz seyler satacaklarina mesela her çesit çikolata, bisküvi gibi abur cuburlar satsalar daha mantikli olurdu onlar adina. kasa önü satislarinda bir miktar artis olacagi kesin bence. insan tam ödeme yapacakken &#8220;ya bi kaç tane de gofret alayim, yolda atistiririz&#8221; diyebilir pekala. bi ...</description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2004/02/12/101/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	internette dolasip haberleri okurken ntvmsnbc&#8217;de su habere rastladim. abd&#8217;de rochester üni.&#8217;nde yurtta kalan ögrenciler napster&#8217;i ücretsiz olarak kullanabileceklermis, okulun verdigi hizmet sayesinde&#8230;
dünyada ne okullar var. bizimkinde(istanbul üni. olur kendisi) bilgisayar laboratuvari bile oldugunu sanmiyorum. hakkini yemeyeyim kütüphanede 5-10 bilgisayar vardi millet internetten istifade edebilsin diye. yalniz bi sayfadan öbürüne geçerken ...</description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2004/02/09/100/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	bahardan kalma güzel bi hava vardi bugün istanbul&#8217;da. evde oturmayalim dedik, nerelere gitmedik bu sehirde diye düsününce de söyle bir; şile&#8217;ye yollanmaya karar verdik.
yol hayli uzunmus. ayrica yol üzerinde daha evvel görmedigim alemdar, çekmeköy, ömerli ve adini bilemedigim uzakta yüksek bir tepeye konuslanmis bi semt (neresi oldugunu merak ettim) gibi ...</description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2004/02/07/99/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	bayram geldi, ben de hayata geri dönmüs bulundum; bu iki durumun kesismesi de beni sinemaya yöneletti ister istemez. bu seferki duragimiz &#8220;vizontele tuuba&#8221;&#8230;
sanirim memleket sathinda &#8220;vizontele&#8221;nin ilkini izlememis olan bi ben kalmistim, bari ayni duruma yeniden düsmeyeyim diyerekten gittim filme.
filmin derinlemesine analizlerini kulak ardi ederekten diyebilirim ki; &#8220;eglencelik, güzel ve ...</description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2004/02/03/98/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	uzun incelemeler, arastirmalar neticesinde almaya karar verdigim fotogtaf makinasina nihayet kavustum.(canon powershot a60) kendi kendime yilbasi armagani gibi oldu ya neyse&#8230;
hos makina, pek çok manual ayari var, küçük ve tasarimi sik. su an ögrenme asamasindayim (hem makinayi hem de basit fotograf terimleri ve tekniklerini), pek çok menüsü oldugu için alismasi ...</description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2004/01/01/97/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	her yer insan kayniyor son günlerde&#8230; yilbasina az kaldi ya, ahali harala gürele alisveris telasinda. magazalar süslenmis, isiklanmis; potansiyel müsterileri cezbetmeye çalisiyor. oltaya bi balik daha takilsin diye ugrasip duruyorlar. kapali mekanlar içine adim dahi atilamayacak birer kaos&#8230; çilginliktan uzak duralim, kafayi siyirmak yeridir.
	bu arada tasarimi yine degistirdim. yeni yil ...</description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2003/12/27/96/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	&#8220;park yapilmaz&#8221; tabelalarina uyuz oluyorum. elimden gelse hepsini &#8220;park edilmez&#8221; diye degistirmek arzusundayim&#8230; acaba amcalara anlatsam, &#8220;sittir lan, sana mi sorcam nasil yazilir diye!&#8221; seklinde cevaplarla karsilasir miyim? karsilasirim sanirim, özellikle bazi muhitlerde&#8230;

 </description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2003/12/23/95/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	matrix üçlemesini nihayet bitirebildim, biraz geç de olsa&#8230; serinin her filminden biraz daha moralim bozularak, beklentilerimin altinda tatmin olarak çikiyorum. matrix revolutions&#8217;ta da aynisi oldu. filmlere gereksiz yere felsefik anlamlar yükleyenlerden degilim ama yine de filmlerin genel yapisinda aksiyondan ziyade konu bütünlügüne önem veririm. bence matrix 3 (sokak vcd&#8217;cilerindeki ismiyle) ...</description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2003/12/15/94/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	&#8220;neseli öyküler&#8221;&#8216;in yazari carlo cipolla&#8217;nin bir diger kitabi; &#8220;fatihler, korsanlar, tüccarlar&#8221;&#8230; 16.yy&#8217;da baslayan, amerika&#8217;dan ispanya&#8217;ya akitilan gümüs ve altinlarin öyküsü&#8230; akil almaz miktardaki madenlere ragmen ispanya dünya sahnesinde neden muazzam bir güç olamadi, kitapta cevabi aranan soru&#8230;
cevap ekonomik varsayimlarda, modellerde yatiyor. ülkeye gelen bol miktardaki &#8220;yeni&#8221; paraya karsilik ispanya&#8217;nin bunun ...</description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2003/12/09/93/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	memlekette tabelasinda &#8220;aile salonumuz vardir&#8221; ibaresi bulunmayan kebapçi, dönerci, lahmacuncu ya da çay bahçesi var midir? ya da yazanlarin ne kadari götünden sallamamaktadir? sanmiyorum ki olsun&#8230;
 </description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2003/12/09/92/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	 gerçek hayatta da rüyalarimda konustugum kadar güzel ingilizce konusmak istiyorum. en azindan yakinindan geçsem&#8230;
dün gece yine böyle bol konusmali bi rüya gördüm. japon bi sarkiciyla ingilizce konusuyordum. efendim, eleman benim &#8220;pronounciation&#8221;imi begenmedi. ben de &#8220;ulan sen kendine baksana!&#8221; deyiverdim, tabii yine ingilizce&#8230; sonra birbirimize kizdik, ayrildik. malum japonlar telaffuzda ...</description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2003/11/28/91/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	bir seneyi daha devirdik. bundan tam bir yil evvel (daha dogrusu 361 gün önce) bu blogu eklemisim. 100. günmüs ve ramazan bayrami&#8230; tekrardan okuyunca pek de bisi degismemis, yine ayni seyleri yazmayayim. &#8220;seker, kavurma&#8221; muhabbeti&#8230;
	nedense halk arasinda bi inanç vardir, bayramda havalar güzel olur diye. hatirladigim kadariyla geçen sene yagmurluydu, ...</description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2003/11/25/90/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	yasanan bombalamalar insanlarin sinirini hayli germis anlasilan. artik uzunca bir süre nerede bos ve süpheli bir çanta ya da araç görsek hemen potansiyel bir bombadan bahsediyor olacagiz. bugün ögle saatlerinde karaköy-sishane arasindaki sahil yolu(persembe pazari) trafige kapatilmisti. ne var ne yok diye (malum merak iste) caddede yürümeye basladim. yolun ortalarina ...</description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2003/11/25/89/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	havadaki ani degisiklikleri pek kaldiramiyorum nedense. daha dün günesli güzel bi günken, bugüne karanlik kasvetli bi havayla uyandim&#8230; disarida yogun bi yagmur. insanin evden çikasi gelmiyor. ders çalismak da zor, hazir 2 tane imtihan kalmisken çikariversek aradan.
aksam üstü taksim&#8217;e giderken sinagogun oralardan geçerim belki de. bi kaç fotograf çekebilirim sanirim. ...</description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2003/11/18/88/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	öyle olaylar vardir ki insan daha bunlarla yüzlesmeden bile isin içinden çikamayacagina kanaat getirmistir. kendi adima bunlara en güzel örnekler; matematik imtihanlari ile kasadan atlama hareketleri&#8230;
tüm ortaokul ve lise yasantimin en kabus anlari beden dersi sözlülerinde kasadan atlama etaplariydi. fiziksel olarak kendimde bi yetersizlik göremesemde, tamamen psikolojik sebeplerden dogduguna inandigim ...</description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2003/11/14/87/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	son bir kaç gündür yasadiklarim neticesinde söyle bir sonuca vardim, kendim için pek hayirli görmesem de&#8230; ingilizce yazabilme yetilerimi kaybetmisim de haberim yokmus. evet, gayet hazin bir durum. imtihanlarda böyle bilgiler içimden tasiverirken kagida anca bir kismini dökebiliyorum. eh, sözlük kullanmak da denetmenler tarafindan hos karsilanmayinca ortada kabak gibi kaliveriyorum. ...</description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2003/11/12/86/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	geçen gün televizyonun karsisinda yayilmis yatarken farkettim, kanepeye kurtçuklar dadanmis. parkenin üzeri ufacik, krem rengi ve yavasça hareket eden mahluklarla kaplanmisti. tepelerine hafifcecik bastirinca çatirt diye öbür tarafi boylayiveriyor hayvanciklar&#8230;
haliylen annem hiçbirini yasatmadi bu diyarlarda, çogu daha yumurtasindan dahi çikamadan süpürgenin torbasina mihlaniverdi.
insan da onlari düsünüverdiginde yasamin böyle garip tecellileri ...</description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2003/11/06/85/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	“futbol asla sadece futbol degildir.” yillardir pek çok spor yazarindan duydugumuz kültlesmis bir cümle. her ne zaman futbola siyaset, ticaret, siddet karissa herkesin ilk basvurdugu cümle de bu olsa gerek ayni zamanda&#8230; simon kuper’in kaleme aldigi kitap, ithaki yayinlari tarafindan yeni genisletilmis basimiyla tekrar raflarda kendine yer buldu. orijinal ismi ...</description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2003/11/05/84/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	türkiye&#8217;de yasayan azinliklarla ilgili herhangi bir mevzu tartisma konusu oldugunda &#8220;varlik vergisi&#8221; de kendine konusmalar içinde mutlaka yer bulur. ayhan aktar&#8217;in kaleme aldigi iletisim yayinlarindan çikan &#8220;varlik vergisi ve türklestirme politikalari&#8221; bu konu üzerine hayli bilgilendirici bir kitap&#8230; yazarin 96-99 yillari arasinda çesitli dergilerde yayinladigi makalelerin derlemesinden olusuyor. varlik vergisi ...</description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2003/10/31/83/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	ahmet hamdi tanpinar&#8217;in yazdigi &#8220;saatleri ayarlama enstitüsü&#8221;nde geçen bir deyis. romanin kahramani olan hayri irdal&#8217;in ustasi filozof muvakkit nuri bey&#8217;e ait olmaliydi sanirim.
	&#8220;saatin kendisi mekan , yürüyüsü zaman , ayari insandir&#8230;&#8221;
daha bunun gibi nice enteresan cümleler barindirir içinde. okunmasi ve feyz alinmasi icab etmekte&#8230;
 </description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2003/10/25/82/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	mumlar üflenmedi, hediyeler de alinmadi sevilen insanlardan&#8230; aslinda her yil oldugu gibi farkina bile varilmadi belki. uzaklardan bi iki mesaj o kadar&#8230; bekler miydim baska seyler bilemiyorum. sanmiyorum. alismamisim ki bi kere, garipserdim galiba. kafa yormaya gerek de yok bu saatten sonra.
hayatta kutlanmaya deger ne var ki? yasiyor olmak hos ...</description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2003/10/24/81/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	geçen hafta herkesin muhabbeti türkiye-ingiltere maçi üzerineydi. eh basin da ziyadesiyle bu mühim olayin üzerine geyikler çevirdi&#8230;
neyse yine öyle bi geyik programini izlerken yayinlanan haberde sergen&#8217;in 32 yasinda oldugunu ögreniverdim, moralim bozuldu. oysa ki daha geçen günmüs gibi o zayif, gelecegin parlak futbolcusu halleri&#8230; ne kadar hizli geçmis zaman, durup ...</description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2003/10/13/80/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	günümüz futbol yorumcularinin (özellikle de biraz yasça ilerlemis olanlari) pek sik kullandigi bir tabirdir &#8220;nerede o eski takimdaslik, futbol ruhu&#8221;&#8230; küresellesme, paranin dolasiminin sinir tanimamaya baslamasi, popüler figürlere gösterilen ilginin büyük boyutlara ulasmasi futbolun çehresini de degistirdi, diger pek çok sey gibi&#8230; futbol salt oyun olarak kalmaktan öte günün trend ...</description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2003/10/06/79/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	internete girmeyeli 1,5 hafta kadar oldu&#8230; ev savas alanina dönmüs görmeyeli. tadilata gelen yurdumun insani kablonetin kablosunu da bi güzel söküvermis, fazla gelmis anlasilan ya da ayagina mi dolasti, kim bilir.
havalar da pek sicak, &#8220;pastirma yazi&#8221; diyorlar bazilari. kasimda degil miydi o?
 </description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2003/10/06/78/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	cncbe&#8217;de yeni sezonda oldukça güzel bir dizi yayinlanmaya basladi, &#8220;scrubs&#8221;&#8230; stajyer bir doktorun basindan geçen olaylari anlatan gayet eglenceli bir dizi. bilindik alisila gelmis bol gülme efektli komedi dizilerinden degil, hatta zaman zaman kim nerede ne söyledi karisiveren, hayali görüntülere geçiveren bir akisa sahip.
dr. cox en heyecan verici karakter, kapiciyla(the ...</description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2003/09/25/75/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	&#8220;top, tüfek ve süngü&#8221; 15.yy ve 18.yy sonu arasinda gerçeklesen, bir kisim tarihçinin &#8220;askeri devrim&#8221; adini verdigi gelismelerle ilgili bir kitap&#8230; [ideefixe adresi]
kitap 10 adet makaleden olusuyor, dili de hayli akici&#8230; özellikle hosuma giden makaleler osmanlilarla, baltik savaslariyla(tarihsel isveç-danimarka çekismesini ele aliyor) ve avrupa deniz savaslariyla ilgili olanlardi. yalniz bir ...</description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2003/09/19/76/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	sampiyonlar ligi mevsimi basladi, pek de sahici bi futbolsever olmasam da futbolun bu en etkileyici ve heyecanli organizasyonlarindan birine de seyirci kalamiyorum dogal olarak&#8230;
futbol+internet ilgisi birlesince bu ilgi beni haliylen &#8220;fantezi futbol&#8221; sitelerine yönlendiriyor. ntvmsnbc&#8217;nin ki pek kesmeyince solugu premier league ve champs league&#8217;de aliverdim. buradan sLeague&#8217;in fantezi futbol sayfasina ...</description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2003/09/18/77/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	eylülde 33. avrupa sampiyonasi düzenlenecek. milli takim da kadrosu geregi sampiyonluk adaylarlarindan biri. tabii su an için kagit üzerinde bir adaylik&#8230; takim kadrosunun çok kaliteli olduguna süphe yok, yalniz oyuncularin takim olarak oyun anlayislarinda büyük zaafiyetlerinin oldugu da gün gibi ortada. geçtigimiz yaz düzenlenen dünya sampiyonasinda degerli addedilebilecek sadece bir ...</description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2003/07/26/74/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	nesneleri ufaltip basitlestirdigimizde göze ne kadar da hos geliyorlar. maddeyi tüm cepheleriyle beraber görebilmek&#8230; hayati da böyle basitinden düzenlesek, belki onca yasanan sorun da önemsiz birer minik ayrinti haline bürünüverir.

 </description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2003/05/10/73/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	havalar isindi, haliylen sinek camiasi da ortalara çikmaya basladi. bugün oyle miskin miskin otururken tv&#8217;nin karsisinda pencereden içeri 3 tane sinek daliverdi. izledim bir müddet&#8230; nedense 1 metrekare alanda uçup durdular yukari asagi. bilemiyorum aradiklari bir sey vardi belki de. kisa bi hayatlari var onu da böyle evimin aptal salonunda ...</description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2003/04/30/72/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	yasadigim mekana ve çevreye ne kadar da yabanciyim aslinda&#8230; haralagürele arasinda etraftaki güzelliklerin ve degisimlerin farkinda bile olamiyorum. söyle kendimi suyun üzerine ativerdigim kisacik zamanlar bile mutluluk için yeterli. yesil ve mavi, her zaman siyaha agir basar!

 </description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2003/04/21/71/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	uyusturucu almam gerek&#8230; kisa bir süreligine de olsa sorunlardan, kuruntulardan kurtulmak gerek&#8230; kendimi aldatici bir rahatligin kucagina birakmak istiyorum. etkisinin ne kadar sürdügü mühim degil! dakikalarca da olabilir saatlerce de&#8230;
çözüm degil ama hiçbirseye; gözlerimi açtigimda hayat kaldigi yerden devam ediyor olacak&#8230;

 </description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2003/04/13/70/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	bazen ne kadar çok lüzumsuz sey bildigimin, bellegimin büyük bi kismini bunlarla doldurdugumun, ne zaman ve ne sekilde isime yarayacak diye düsünüp durdugumun; bu yüzden aslinda hayatla ilgili ne kadar da bilgi mahrumu oldugumun vs&#8230; , mesgul etmekte zihnimi tümü. ekranin kablosunu sökecegim&#8230;

 </description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2003/04/08/69/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	az evvel tv izlerken denk geldim, kanal ortadogununun hava durumunu veriyordu. tahmini sicakliklar, onumuzdeki gunlerde hava nasil olacak falan&#8230; enteresan geldi, hani bize ne demeyecegim ama kime yonelik bu bilgiler? gundemde olan mekanlarin hava sicakliklarini vermek adetten mi oldu? çöl sicaklarina karsi simdiden tedbir mi alalim?

 </description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2003/03/31/68/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	ders çalismak lazim, vakit ayirmak lazim, konsantre olmak lazim&#8230; belki de en mühimi tv&#8217;yi kapatmak lazim.

 </description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2003/03/29/67/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	savas çikti diye bagirip çagiriyor televizyonlar&#8230; bilmiyorum, bu yasananlar kitaplarda okudugum savaslara benzemiyor. herkes su anda yasananlari seyrediyor, bi sonraki adimi biliyor. sanki gerçek zamanli bi film seyrediyormusuz gibi&#8230; spiker konusuyor, &#8220;1 saat sonra yeni bombardiman baslayacak&#8221;, &#8220;iste dakika dakika yasananlar!&#8221;&#8230; öyleki bi maç yapiliyor, muhabir dakika ve skor geçiyor ...</description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2003/03/21/66/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	aylardir beklenen film nihayet basladi, herkes ekran basina&#8230;!

 </description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2003/03/20/65/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	amca olmak enteresan bir his, ufacik bedenleri izlemek de&#8230; gözlerimin önünde büyüyecek, sonra bayramlarda benden para istiyecek&#8230;

 </description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2003/03/13/64/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	bir yil boyunca pek çok günün özel bir ismi var, bisileri kutlamak veya hatirlatmak adina. çok gereksiz buluyorum böyle zorlama güzellikleri. koca bir insan güruhu bir anda ayaklaniverip ya da doldurusa gelip&#8230; sorsak bir kismina &#8220;nedir olay?&#8221; diye agzi açilir, bi laf edemeden de tekrar kapanir. zamani bi bütün olarak ...</description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2003/03/08/63/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	reklamlara giydirivermisken devam edeyim. geçen aklima fanta reklami takildi&#8230; 2-3 kisi bi binanin tepesine çikip kar püskürtme araciyla fantayla doygunlastirdiklari karlari sokaktaki ahalinin üzerine serpistiriveriyorlar, o halk kitlesi de pek mesut oynasip duruyor. ama adama sorarlar, kardesim senin üzerine sulandirilmis dondurulmus fanta boca etsem öyle sebek sebek siritir misin? kirlenmiyor ...</description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2003/03/03/62/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	reklamlar olmasa tv&#8217;ler olur muydu? ya da reklamsiz tv seçenekleri önümüze geliveremez miydi? 3 kurus fazla para verip zeka kiti reklam görüntülerinin gözüme sokulmasina mani olamaz miydim? hergün her tv karsisina oturusumda o aptal teraneler&#8230; hala neden önünde dikiliveriyorum görevmisçesine? sordum hepsini, cevaplar gelebilir.

 </description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2003/03/02/61/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	kar yagiyor devamli, yollar buzla kaplaniyor, evin içini hararet basiyor, benim içimi de sonsuz bir sikinti&#8230; okullari tatil ediyorlar, bizimki de tatil edildi mi acaba? söylemiyor televizyon&#8230; merak da etmiyorum zaten, geçinip gidiyoruz kavgasiz gürültüsüz&#8230;

 </description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2003/02/25/60/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	televizyonda sik sik görürüz. falanca ülkenin basbakani, filanca ülkenin baskaniyla zart sehrinde görüsme yapmis; tv&#8217;lere de görüntüleri aksetmis&#8230; klasik bir el sikisma seansi, etrafa gülücükler, nükteler fiskirtma durumlari&#8230; bi nevi yakin derece ahbaplik tavirlari!
az buçuk etrafi izlemeye basladigimdan beri politika islerinin, özellikle de dis iliskilerle alakali olanlarinin, dünya üzerindeki en ...</description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2003/02/18/59/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	&#8216;Savas istiyoruz! &#8216;
En önce vuruldu
Bunu yazan&#8230;
	b.brecht

 </description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2003/02/14/58/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	disarida firtina var. ne zaman lapa lapa kar yagsa ya da rüzgardan gökyüzü uguldayip dursa mutlu oluyorum. belki de mutluluk dogru kelime degil, daha çok içinde bulundugun zamana karsi duyulan hosnutluk diyeyim&#8230;

 </description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2003/02/07/57/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	&#8220;Her gelen ayni sazi çalacak, her hükümet sadece söyleneni yapacaksa niye seçimle vakit kaybediyoruz ki?
Ekonomide hazir reçeteler uygulanacaksa,
Güvenlikte tabulara dokunulmayacaksa,
Diplomaside dayatilan çizgi asilamayacaksa,
Savasa ilk imzayý &#8220;Savasa hayir&#8221; diyenler koyacaksa,
Kibris’ta çözüm vaat edenler çözüme mani olacaksa,
Anayasa ancak &#8220;milletlerarasi hukukun mesru saydigi hallerde&#8221; savas ilanina cevaz verirken Meclis, ülkeyi, mesru dayanagi bulunmayan ...</description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2003/02/07/56/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	patlicani tek basina hiç sevmesem de, nedense degisik formatlara büründügünde kendimi kaptiriveriyorum&#8230; heralde zihnimde onun baska sey olduguna kosullaniyorum, halbuki tat ayni. neyse alinazik&#8217;i ilerki bi zamanda bir daha denemek lazim.

 </description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2003/01/20/55/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	bazen ortaokul ya da ilkokul zamanlarima dönebilme ihtimalinin bulunmasinin ne kadar da güzel olabilecegini düsünüyorum&#8230; daha mi rahattim eskiden, kafama öyle birsürü sey takarmiydim acaba tam hatirlayamiyorum; biraz silindi eski zamanlar hafizamdan. ama yine de azicik da olsa zamana dayanabilmis anilar, o günlere dönme istegimi azdiriyor. bunaldim sanirim bu zamandan, ...</description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2003/01/18/54/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	insanlarin sözlerinin saka mi yoksa gerçek mi oldugunu çogu zaman kavrayamiyorum. sonra kendi kendimi yiyip duruyorum&#8230;

 </description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2003/01/09/53/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	bir anda herseyden vazgeçip sifirdan baslasam diye geçiriyorum içimden&#8230; hazir hayatimin kilometreleri fazla ilerlememisken, geriye dönüp dogru olanda karar kilabilme sansi varken&#8230; bunlarin hepsi varken cesaret nerede?

 </description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2003/01/07/52/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	geçen gün vapurda disariyi seyrederken aklima geldi, acaba bogazdaki martilar günde kaç kez karsi yakaya gidip geliyorlar? hos bi görüntü oluyor, vapurlarla beraber giden simit pesinde kanat çirpan martilar&#8230; sanirim oldukça sik yapiyorlar bu gidis-gelisleri. çünkü daha hiç soyle topluca, etine dolgun bi marti gozume ilismedi. rahat olmamali hayatlari, devamli ...</description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2003/01/05/51/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	yilbasina 2 gün kaldi, tv&#8217;ler reklamlarini yapmaya basladi&#8230; kim nerede, hangi eglence kaçirilmamali vs. mühim mesele anlasilan. yalniz bu programlarda enteresan olan, çogunun banttan yayinlanacak olmasi. aslinda kutluyor olacaklar, tepinip duracaklar o saat ama kurgu icabi. inandirici olur mu bilemiyorum, seyre dalanlara kalmis&#8230; kutlar gibi ama olmus bitmis, sevinir gibi ...</description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2002/12/29/50/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	ünlü bir sporcu olsaydim, ve yaptigim sporun bilgisayar oyunlari heryerde kapisilsaydi&#8230; bilgisayarciya gidip alsaydim ben de bi kopyasindan. otursaydim ekran basina, yüklemenin tamamlanmasini bekleseydim. sonra kendimi görseydim ekranin içinda, adimi okusaydim. üstüste basketler kaçirsaydim, penaltiyi auta yollasaydim&#8230; küfretseydim ben de kendime, ne kadar kazmayim diye. aslinda neden bekliyorum&#8230;

 </description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2002/12/22/49/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	kitap fuarina gittim bugün. kalabalik, karmasa, tabii binlerce de kitap&#8230; dari ambarina düsmüs tavuk gibi hissettim kendimi. daha evvelden liste hazirlamistim, gidince sapitmayayim diye. tabii her zaman basima geldigi gibi liste kagit üzerinde kaldi&#8230; alakali alakasiz sayfalari toparladik torbalarin içine. okuyacagiz bakalim, en yakin kitap fuarina daha 1 yil var. ...</description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2002/12/21/48/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	insanlar gibi, dünyadaki pekçok yapi da birbirine benziyor huylariyla, davranis kaliplariyla&#8230; tipki barcelona ve fenerbahçe&#8217;de oldugu gibi. y.ulug&#8217;un yazisini okuyunca dikkatimi çekti. yasananlar, baskanlarin-taraftarlarin olaylara reaksiyonlari, medya vs&#8230; para var, ün var, bi nebzeye kadar futbolcu da var. ama istikrar yok, mutluluk da&#8230; sanirim asiri ciddiye alma, sabirsizlik, açgözlülük; ayni ...</description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2002/12/17/47/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	sanki kuslar hep gündüz ötermis gibi gelir bana, her ne hikmetse&#8230; belki de kulaklarim gündüz seslere açik, özellikle de disariya. bahcede yapraksiz kalmis agaca yuva yapmis bir kus ailesi. her gece yataga girdigimde, etrafin sessizligi içinde seslerini duyuyorum. enteresan geliyor, alismamisim. böyle bir seye alismamis olmama da sasiyorum. uyumaya hazirlanirken ...</description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2002/11/23/46/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	sinavlar bitti, ben de bittim. yagmurlar da yagmaya basladi&#8230; yakinda soguklar da bastirir. minibuslerin camlari bugulanmaya baslar, hararet basar&#8230; kis yaklasir, biz de bahari gözler dururuz&#8230; günesin kendini gösterdigi kisa zamanciklarda sokaklara birakiriz kendimizi. her zamanki olagan kis manzaralari, hayatin devridaimi&#8230;

 </description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2002/11/23/45/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	bazen dünyaya kedi, köpek disinda bi hayvan olarak gelsem ve herhangi bi hayvanat bahçesinde ikamet etmek zorunda kalsam ne kadar kötü hissederdim kendimi diye düsünürüm. bazen dar bazen genis olsa da neticede kafeslerde yasiyor olurdum. insanlar garip garip bakip, salak salak seyler söylüyor olurlardi&#8230; nasil dünyada türlü cins insanlari bi ...</description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2002/11/19/44/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	birkaç gündür gazetelerde okuyorum, yeni hükümet bütçe açiklari için o bilinen çözüm &#8220;bedelli askerlik&#8221;i uygulamasi düsünüyormus. oldukça haksiz buluyorum. eger ortada begeniriz ya da begenmeyiz(begenmeyenler sinifindayim) bir görev varsa, parali olup olmamak bir kriter kabul edilmemeli. &#8220;paran varsa yasa, harca hatta askerden bile kaytar.&#8221; zaten hayatin pek çok asamasinda esitsizliklerle ...</description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2002/11/12/39/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	sinavlar yaklasti. içimde kötü bi his var, yazacak da bisi yok&#8230;

 </description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2002/11/10/40/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	yeni gelecek hükümetten ilk icraat olarak, kamu yararini gözeterekten semsiye kullanimini yasaklamasini beklerim. kisin bastirmasi, yagmurlarin artmasi dolayisiyla biricik pek de iyi göremeyen gözlerimi kaybetme korkusuyla yasiyorum. insanlardan semsiyeler toplanmali, yerlerine bere, yagmurluk vs&#8230; dagitilmali. adam yoksa gönüllü yardimci olmaya hazirim.

 </description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2002/11/05/38/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	bugün gidip oyumu kullandim, sonra parmagimi mor bi boyayla boyadilar. hindistan&#8217;dan gelmis diyorlar, bana saçma geldi ya da komik&#8230; bi boyayi bile disarilardan getiriyorsak, düsünmek lazim azicik. ayrica pusula/zarf oranini pek dikkat etmemis olsa gerek, sigdirmak biraz çaba gerektirdi.
yalniz sandik gorevlisi olma düsüncemden de vazgeçtim bu arada. tüm gün otur ...</description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2002/11/03/37/</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	bana öyle geliyor ki, teknik direktörlere oldugundan fazla önem veriliyor. bi maçi kazandiran en önemli unsurun taktikler, varyasyonlar oldugunu söyleyip duruyorlar. ben inanmiyorum. maçin kaderini futbolcu belirler. bacak arasi gol yer, benim bile atacagim pozisyonlarda topu dag bayir gönderir vs&#8230; örnekleri çogaltmak mümkün. çikip sahaya antrönör mü vursun topa? christian ...</description>
		<link>http://nikita.blogsome.com/2002/10/29/36/</link>
	</item>
</channel>
</rss>
