May 22, 2005

resmi olmasa da pratikte züper futbol ligimiz nihayet neticelendi. 5-10 haftadır ha oldu ha olacak resmi olmasa da pratikte züper futbol ligimiz nihayet neticelendi. 5-10 haftadır ha oldu ha olacak derken fener ancak sondan bir önceki maçta takabildi beline gümüş kemeri. klişe tabirle ezeli ve ebedi hasmı gs’yi yenerek. anlamlı. maçı izlemedim ama. evin yakınlarında nedense hiç bir digitürk sahibi mekan yok, “football free zone” buralar. potansiyel para kazanma mecrası, sermaye birikimi olanlara duyurulur.

neyse, daha evvel light bi fenerliyim demiştim; yeni bir sıfat daha bahşediyorum kendime “hisli”… tamam gs’yi yendik pek sevindik hatta bol bol da havai fişek yolladık gökyüzüne herkes bu çoşkuya şahit olsun diye. yalnız maçın başında ortasında ve sonunda atılan su ve bilimum meşrubat şişelerine ne gerek vardı? gladyatör arenası gibi. topçuların soyunma tünellerine girerkenki hallerine ne demeli? bazıları bunlara ayrıntı dese de, şeytan ayrıntıda gizlidir sözünü de nakşederim akabinde… hislendim bir anda; “içimizdeki ırlandalılık” damarım depreşti.

May 14, 2005

giderek daha fazla “light” bir fenerli oluyorum. ya da pek muteber bi tabir olan salt futbolseverliğe doğru ilerliyorum. taraftarlık hissiyatım son yıllarda hayli zayıfladı, aslında çok da kuvvetli değildi ya. mazide bir de takım değiştirme durumunun olduğunu düşünürsek. kimilerine göre kara bir leke, oysaki yanlış sapılmış yoldan dönüş diye de izah edilebilir pekala. (iyimserliğin beli kırılsın) galatasaray’dan yenen 5 gol nedense çok can sıkmadı, olasılıkla güzel bi oyun oynandığı ve sahada bol gol görülebildiği için. defans evlere şenlik olsa da hücumdur futbolu güzel yapan… tüm bu sebepler yüzünden keşke psv çıksaydı diyorum finale, katanaçyonun kralı milan’ın yerine.

April 30, 2004

cnn türk’te “basin tribünü” programini rastgeldikçe izliyorum, özellikle yigiter ulug ve mehmet demirkol’un tespitleri güzel. yalniz masadaki üçüncü sahis ismet berkan’in kendine nasil orada yer bulabildigini merak ediyorum. “öggg, eeee, himmm” diyip duruyor noktalama isaretlerinin yerine… radikal’in genel yayin yönetmeni olmanin verdigi forsla kenara sigismis olsa gerek.

April 18, 2004

ben maçlara gitme konusa ilgi göstermeye baslamadan evvel fener nasil oynuyordu bilemiyorum ama izledigim son üç maçta hayli berbat bi oyun sergiliyor. bugünkü samsun maçi misal… simdi isin içinden “stres altindaydik” gibi beyanatlarla kurtulmaya çalisacaklar ama sanki durum o kadar da basit görünmüyor. gol kaçirmalar ya da basit pas hatalari strese baglanabilir pekala, yalniz mücadele etmemenin sebebi de mi üzerlerindeki baski acaba?

maçlari izlemek de oynamak kadar yorucu olsa gerek. 4-5 saat sirf ayakta durmak ve neticesinde kös kös eve yollanmak pek matah birsey degil çünkü.

March 24, 2004

futbolu ilgiyle takip etmeme neden olan unsurlardan birisi de (sporun asil aksiyonunun yaninda) kendine ait enteresan ritüelleri… bunlarin içinde en ilgime mazhar olani “tükürme” ve “sümkürme”. igrençligimden degil de daha çok bu iki faaliyetin icra edilmesindeki kendime göre zor buldugum unsurlar ilginç geliyor bana. bilhassa “sümkürme”…
fizyolojik olarak gerçeklestirilmesi hayli zor olan bu hareketin 3 günlük topçular tarafindan dahi rahatça ve kayitsizca gerçeklestirilmesi beraberinde de insanin kendi yapisini ya da yetenegini sorgulamasini getiriyor, en azindan her halisaha maçinda benim basima gelen bu. kiskaniyorum; onlarin burnu burun da bizim ki neci? arastirayim…

March 18, 2004

ayda yilda bir maça gideyim dedim, ugursuzlugumdan olsa gerek gençler’e bi güzel maglup olduk. ama hayli kaliteli bi maçti; aslinda stada gidip seyrettigim tüm maçlar kaliteli geliyor bana ya neyse. insanlarin olusturdugu atmosferden, mekanin güzelligine kapilmamdan sanirim. fener stadi’nin yeni halini de ilk kez gördüm; “avrupai olmus” diyemeyecegim hiç bi örnegine gitme sansi bulamadigim için ama yine de türkiye standardlarinin hayli üzerinde oldugu bi gerçek…

fakat maçlari bizatihi stada gidip izlemenin kötü yanlarindan biri belki de teki diyeyim, insanin (en azindan benim için öyle) ister istemez hayli küfür ediyor olusu. atmosferin verdigi gazla kaptiriveriyorum kendimi.

sözün özü; herkesin övdügü kadar varmis, gençler iyi takimmis. yalniz youla’dan adam olmaz, sadece kosuyor…

December 17, 2002

insanlar gibi, dünyadaki pekçok yapi da birbirine benziyor huylariyla, davranis kaliplariyla… tipki barcelona ve fenerbahçe’de oldugu gibi. y.ulug’un yazisini okuyunca dikkatimi çekti. yasananlar, baskanlarin-taraftarlarin olaylara reaksiyonlari, medya vs… para var, ün var, bi nebzeye kadar futbolcu da var. ama istikrar yok, mutluluk da… sanirim asiri ciddiye alma, sabirsizlik, açgözlülük; ayni bizim duygularimiz gibi. aslinda futbol hayatla pekala örtüsüyor.

October 29, 2002

bana öyle geliyor ki, teknik direktörlere oldugundan fazla önem veriliyor. bi maçi kazandiran en önemli unsurun taktikler, varyasyonlar oldugunu söyleyip duruyorlar. ben inanmiyorum. maçin kaderini futbolcu belirler. bacak arasi gol yer, benim bile atacagim pozisyonlarda topu dag bayir gönderir vs… örnekleri çogaltmak mümkün. çikip sahaya antrönör mü vursun topa? christian topu disari atip duruyorsa, terim’in günahi ne?